11 Aralık 2014 Perşembe

Ne almadım? 1-11 Aralık

Hem kendimi hem blogu takip edenleri motive etmek için her hafta ne almak isteyip de almadığımın listesini yapmaya karar verdim. Ya da doğrusu şöyle diyeyim; bu sürece girmesem neleri alırdımın listesi. Şu an gerçekten hiç bir şey alasım yok, o nedenle bu listedekileri almamak benim için gerçek bir nefis mücadelesi olmadı ama aklımdan geçirdim diyelim. Buyrun almayıp da pişman olmadıklarım şunlar:


1-Kokina:Yeni yıldan dolayı her yerde satılıyor şu aralar. Bana çocukluğumu hatırlatıyor, eve bir sıcaklık veriyor diye yılın bu zamanı almak istiyorum. Almadım da ne kaybettim; hiç birşey. Ev çiçek dolu zaten.













2-İletişim yayınlarının 2015 edebiyat takvimi. Asacak duvar yok, hevesim geçince sayfalara bakmaz olacaktım.














3-Mac'den koyu kırmızı ruj. Bir sürü rujum var. Kırmızı ve moru karıştırıp yakın bir ton yapabilirim.




4- Hindistançevizi yağı. Sırf hevesten almak aklıma geliyor. Bir sürü faydası varmış tamam da çok pahalı. Ayrıca evde  hindistancevizi yağının yerine kullanacağım bir sürü şey var.



Velhasılı kelam sevgili millet, bunları almayarak kazanan ben oldum. Siz de almayın kazanın :)



9 Aralık 2014 Salı

Hayatınızdaki tüketiciliğe meydan okumanın 9 yolu





Alış-veriş yapmadan geçirdiğim sekiz günü geride bıraktığım şu süreçte daha önce de yazdığım gibi birçok konuda gözüm açıldı ve sürekli araştırır oldum. Benim gittiğim yoldan gitmiş, maddeyle bağlarını koparmış, daha zorlu mücadeleler vermiş insanlar olduğunu gördüm. Amerika'da ve Avrupa'da ekonomik krizden sonra bir çok insanın ekolojik, psikolojik ve ekonomik sebeplerle satın almayı ve tüketmeyi azaltması ve daha sade bir hayat yaşaması trent halini almış meğer. Bu insaların bir çoğu da benim gibi blog yapıp yaşadıklarını, düşündüklerini diğerleriyle paylaşmışlar. Bunlardan biri Joshua Becker,  http://www.becomingminimalist.com adresinde kendi sürecini ve kararının altında yatan nedenleri anlatıyor. Bu sitede okuduğum "Hayatınızda tüketiciliğe meydan okumanın 9 yolu" başlıklı yazı bana satın almama konusunda yeni perspektifler kazandırdı.  Yazıyı İngilizce olarak bu linkte bulabilirsiniz. Türkçe kısa özetini de ben yapayım:

1- Hayatınızı yeniden gözden geçirin, sizin için gerçekten önemli olan şeylere vaktiniz, paranız, enerjiniz var mı, yoksa bunları önemsiz şeylere mi çarçur ediyorsunuz ?

2- İnsanları taklit etmeyin, kendiniz olun.Kimsenin hayat tarzına sahip olmanız, onların aldıklarını almanız gerekmiyor. Herkesin kendine özel bir yaşam tarzı var, siz kendinizinkini oluşturun.

3- Alışveriş alışkanlıklarınızdaki zaaflar neler? Ne hissederek alışveriş yapıyorsunuz, bağımlısı olduğunuz ürünler var mı?

4- Hangi motivasyonla alıyorsunuz? Reklamlar ürünün kendisinden çok macera, eğlence, seks, itibar, memnuniyet gibi şeyler vadediyor, sizinki hangisi?

5- Sizin hayata yaptığınız katkıları düşünün. Harcayan değil katkı yapan, ekleyen yönünüzü düşünün. Bu dünyadaki rolünüzü gerçekleştirmenizde faydalı olacak şeyleri alın, gerisi gereksiz.

6- Bir ürün alınca ona ödediğiniz tek şey para değil; zaman, dikkat, enerji. Bunları göz önünde bulundurun.

7- Limitlerinizi test edin, ne kadar zaman alışverişten uzak durabilirsiniz, kaç ay AVM'ye girmeden yapabilirsiniz?

8-Alışveriş yerine sizi mutlu eden başka şeyleri koyun.

4 Aralık 2014 Perşembe

Gün 4





4.gün ititbariyle henüz yeni hiç birşeye ihtiyacım olmadı, nefsimi sınayan tek şey  İletişim yayınları'nın çıkardığı 2015 edebiyat takvimi oldu. Ona da sınamak denmez; bu işe kalkışmasam almaya heveslenirdim diyelim.

Zaten bu kadar kısa zamanda beni zorlayacak birşey beklemiyor, hayat aynı şekilde akacak sanıyordum fakat bu karar başka minik değişiklikleri de getirdi. Şöyle ki: daha az çöp çıkartmaya çalışmak, tuvalet kağıdı, peçete gibi şeyleri dikkatli kullanmak, plastik kullanımı konusunda daha duyarlı olmak, işe gidip gelirken vaktim olursa yürümek, evde yemek yapıp işe getirmek, paketli gıda almaktan kaçınmak gibi. Boğaziçi Üniversitesi'nde BuKoop diye bir kooperatif oluşumu var mesela, gıdayı üreticiden tüketiciye aracısız ulaştırıyorlar. Uzun zamandır biliyorum ama bu haftaya kadar uğramamıştım.

Bu daha başlangıç bir süre sonra daha önce aklıma gelmeyen ya da dikkat etmediğim birçok şey hayatıma gireceğini umuyorum.

Bu arada vurgulamayı unuttuğum birşey var, birşey satın almayacak olmam hizmet satın almamak anlamına gelmiyor. Mesela terziye kendi yapamadığım tadilatları yaptırabilirm ya da ayakkabı tamircisine. Kuaföre pek ihtiyacım olmaz ama gitme hakkını bir kenarda tutmak istiyorum. Mart'da bitacek yoga üyeliğim var duruma göre onu uzatabilirirm, bir de erbane kursuna gidiyorum onu da sürdüreceğim. Seyahat meselesi var; sinema, tiyatro, konser, festival biletleri var. Bunlar kendimden esirgemeyeceğim ama yaparken sürdürülebilir, ekolojik, geri dönüştürülebilir, lokal, alışverişsiz tamamlamaya çalışacağım süreçler olacak.

2 Aralık 2014 Salı

Ayıklama etkinlikleri- 1

Mülkiyet-doyum-mutluluk diye bir formül yok. Sahip olduğun mallar arttıkça doyumsuz oluyorsun, doyumsuzlaştıkça da mutsuz oluyorsun. O nedenle satın alın mutlu olun vaadi bir süre sonra çuvallıyor. Mülkiyet mutsuzluktur!

Bence fiziksel alan ne kadar ferah, sade ve net olursa, ister enerjimiz deyin ister kafamız ne derseniz artık o temizleniyor. Bu düşünceyle bu akşam kenar köşe ne var ne yok bir ortaya çıkarıp atılacakları atayım satılacakları satayım dedim. Henüz operasyonu tamamlayamadım ama yine de iki grup oluştu

1- Tamir edilip kullanılacaklar; bir dikiş, iki düğme darbesiyle giyilmeye hazır topluluk. Eskiden yamamak gibi laflar duyardık, duymaz mıydık? Ayakkabıları da gözden geçirip geçende namını duyduğum Arnavutköy'deki ayakkabı tamircisine götürmek üzere ayırmalı.






2- Verilecekler; ki kendileri takas pazarında takas edilebilir, ihtiyaç sahibine gidebilir ya da insan evladı giyemeyeceği için atılabilir ( atmadan değerlendirmek mümkün mü acaba?)




Dediğim gibi henüz arınma operasyonu bitmedi. Evin kenar köşesi iyice bir elden geçtikten sonra bir takas pazarı mı patlatsak. Nisan'da yapmıştık yaz dönemi için şimdi de yeniyıl öncesi alternatifbir  alma-verme etkinliği olur mu? Olur.





Hayrolsun Sabah Niyetine



Alışverişsiz günümün ilk gecesinde gördüğüm rüya şöyle:

Mangodan 5 tane elbise almışım ama hepsi birbirine çok benziyor. Uzun, bol, bebe yakalı ve dantel kollu. Elbiseleri giyiyorum hiç biri yakışmıyor, kendimi çirkin ve şişman hissediyorum. Sonradan farkediyorum ki elbiselerden bir tanesi 189 TL. Değiştirmeye karar veriyorum ama fişlerini bulamıyorum, onu ararken içim iyice daralıyor sonra rüya başka yöne gitti ama o elbiseyi ara ara görüyorum. Uyandığımda bir rahatlama geldi üstüme inanır mısınız?