7 Ocak 2015 Çarşamba


"2015'de az almaya,az ziyan etmeye az istemeye ve çok yaşamaya karar verdim. Daha çok sevip,gülüp, verip, sorup paylaşacağım. 2015'de hayatın tadını çıkaracağım".

5 Ocak 2015 Pazartesi

Bir lokma bir hırka




Evimdeki eşyaların bir çoğunu satın almadım, her şeyim bir yerlerden geldi, o yüzden de hepsi benim için çok değerli. Melih'in annesinin aslan ayaklı masa ve büfesi, sokakta bulduğum tahta masa ve ayna, taşınılan bir evde bulduğum ve Ali Kaş'a giderken istediği ama vermediğim retro koltuk..Bir eşya ne kadar çok insan tarafından kullanılırsa o kadar değeri artıyor gözümde. Bu da bir tür ikinci el eşya takıntısı, yani eşyaya değer vermek;  tam da mücadele ettiğim şey ama ters köşeden geldiği için masum görünüyor gözüme. Eşyaların yanı sıra bir de aksesuar kalabalığı var, resimler, lambalar, şişeler, biblolar, mumlar; evi ev, seni sen yaptığını sandığım şeyler.

Almamayla çıkılan yolda karşıma başka şeyler de çıkıyor, farkındalıklar farkındalığı getiriyor. Merak edip araştırdıkça atık çıkarmayanından, hiç para kullanmayanına, kendi temizlik malzemelerini kendileri üretene kadar birçok insanın birçok şeye meydan okuduğunu görüyorum. Bunların hepsini bir gün uygulamaya geçirmek üzere aklımda bir yere yazıyorum,  ama bunların arasından almamanın yanı sıra  ivediyetle uygulamak istediğim şey az eşyayla yaşamak. Bugün okuduğum bir yazı Çin'de yaşayan bir beyaz yakalının kullandığı bütün eşyaları 100 adetle sınırlaması üzerineydi. Hayatını değiştirip minimalist bir yaşama geçen Wand Zhe'nin bunu yapma sebepleri benim almama sebeplerime yakın. Ben de almamayla geçen bir yılın sonunda temiz, kaliteli,sağlam, ekolojik ve az  eşyayala kalmayı hedefliyorum. Yukarıda yazdığım gibi özellikle eski eşyayla kurduğum bağı düşünürsem bu biraz zor geliyor ama temel mobilyalardan değil daha küçük şeylerden başlayıp azaltabildiğimi azaltmayı düşünüyorum.  Yarın evi elden geçirip neleri azaltacağıma bir bakacağım, bakalım nelere kıyıyorum. Wand Zhe'nin röpörtajı burada.

25 Aralık 2014 Perşembe

Eğer para sorun olmasaydı?

İngiliz yazar ve filozof Alan Watts'ın bir konuşmasına denk geldim bugün." Eğer para sorun olmasaydı" diye soruyor ve bazı cevaplar veriyor. 


Orjinali:

Türkçesi:




Dinledikten sonra şöyle düşündüm;  iyi diyorsun Alan Watts ama herkesin parayı dert etmeden istediği hayatı sürdürebileceği koşullar var mı? Para sorun yani. Fakat paranın sorun olmasını bir yana koyup şunları sorabiliriz : parayı ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almaya harcamasaydık ne kadar paraya ihtiyacımız olurdu? Daha fazlasını kazanmak için harcadığımız zaman bize kalsaydı onunla nasıl bir yaşam sürerdik? Sadece ihtiyacımız olanı aldığımızda kalan parayla neler yapabilirdik? Yorumları bekliyorum

23 Aralık 2014 Salı

Güzel bir gün alışverişsiz kutlanmaz mı?




Malumunuz ki özel gün kutlamaları artık alışveriş festivaline dönüştü. Özel günlerde hediye almak samimi duygularla yapılması gereken birşey; reklamların baskısıyla, alışveriş güzellemeleriyle zorunluluktan alınan şeylerin ise pek bir değeri yok.Yılbaşında hediye alışverişinin yanı sıra bir de süslemeler giriyor işin içine. Bunu da biraz anlıyorum aslında Kuzey Avrupa ülkelerinde özellikle noel yılbaşı kutlamaları olmasaydı nasıl geçecekti bütün kış? Biz de bu süsleme işini bir yerden yakaladık ülke olarak. Sokaklarda, evlerde, mağzalarda bir şenlik. bir alma verme, bir çoşku, bir yeme içme. Yılbaşı gecesi benim için çok özel bir gece değil bunun nedenlerini burada sayıp dökmeyeyim ama itiraf edeyim ki ışıklar süsülemeler görmek benim de hoşuma gidiyor. Şimdi size yeni yılda evinizi süslemeyin kimseye de hediye vermeyin demiyorum ama diyorum ki tüketim çılgınlığına düşmeyin, atkı örün, kurabiye yapın, çiçek dikin verin.

Ecnebi memleketlerde yeniyıl alışverişine karşı bir kampanya başlamış, bu da web sitesi

Bu almama işine yeniyıl öncesi girmişken ben de evde satın almadan yeni yıl havası oluşturup paylaşayım dedim. Bu havayı nasıl oluşturuyoruz efendim: yolda, parkta bahçede ne bulduysak toplayıp evdeki tabak ve bardakların içine koyarak. Bocuk, kumaş, takı, kağıt gibi malzemeleri ipe dizerek.










Bir kaç örnek de pinterestte buldum



 Herkese daha az tüketim daha çok üretim ve paylaşımlı bir yıl diliyorum.



20 Aralık 2014 Cumartesi

Ne almadım? 11-20 Aralık


İnanın almadıkça almayasım geliyor fakat  bu hafta bunu zorlayan bir durum oldu; seyahate çıktım.

Gittiğim yerden hatıra ya da hediye almayı tatilin bir parçası sandığımdan  zamanımın bir kısmını buna ayırırdım. Konya’da da çarşı pazar dolaştık arkadaşlarımla. Hiç bir şey almayacaksan dolaşmanın zevki de biraz azalıyor ama böylece dükkanlardansa çevreye dikkat ediyorsun, binaları insanları izliyorsun yani mal yerine deneyim ediniyorsun.

Konya’da alışveriş yapsam kesin alacağım şeylerden biri renkli çiçekli şallardı. Arkadaşlarım aldı, fiyatları da uygundu. Bir de belki alırdım diyebileceğim Mevlanalı termos bardak vardı . Bunlar şu anda almak istediklerim ama eğer alışverişe yeminli olmasam ıvır zıvır herşeyi alasım gelirdi kesin. 



Bu durumda hiç bir hatıra olmadan Konya'dan döndüm sanılmasın yaşadıklarımın yanında bir de yemek yediğimiz restorantın hediye olarak verdiği anahtarlığı getirdim yanımda.








15 Aralık 2014 Pazartesi

Yeniyıl takas etkinliği








Satın almaya alternatif yeni yıl takas etkinliğini bizim evde dün gerçekleştirdik. Ev koşulları nedeniyle bu sefer katılımı kısıtlı tutup olayı kadınlar gününe çevirdiysek de fena olmadı. İlla takas yapmak için çok büyük gruplara gerek yok, biz yaklaşık 12 kişi sıkıldığımız, üstümüze artık olmayan, elimizde fazladan olan giysi, ayakkabı, takı, kitap, kozmetik her türlü eşyayı değiştokuş ettik. İçimizde var olan yeni bir şeye sahip olma isteğini böyle bastırırken, ne para harcadık, ne piyasayı besledik ne de dünyanın kaynaklarını tükettik.



Her ne kadar ihtiyacım olmayan şeyleri almayayım dediysem de birkaç gereksiz parça aldığımı da itiraf etmeliyim.

Alınmayanları geçen sefer yaptığımız gibi ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için ayırdık. Böylece bir taşla üç kuş vurduk; evdeki fazlalıklar gitti, ihtiyaç sabipleri nasiplendi, biz nasiplendik.

13 Aralık 2014 Cumartesi

Deodorant meselesi

Bir süredir en çok uzak durmak istediğim ürünler deodorant ve roll-on. İçlerinde bulunan parabenin ve alüminyumun göğüs kanseri ve alzheimera neden olduğuna dair araştırmalar varmış. Şu yaşıma kadar o kadar kullandım ki artık olan olmuştur demeyip farklı alternatif arayışlarına girdim. İki ihtimal çıktı karşıma, birincisi alüminyum klorid içermeyen kristalaler. Kokusuz, leke yapmayan, anti alerjik  ve doğal oldukları söyleniyor. Bu konulara benim kadar kafa yoran bir arkadaşım bu kristallerden aldığını fakat rahat kullanamadığını söyleyip elindeki kristali bana verdi. Daha bugün kullanmaya başladığımdan etkisi hakkında birşey söyleyemiyorum.




Diğer alternatif ise çeşitli doğal ürünlerden kendi deodorantımızı yapmak. Ben kristalimi bitene kadar kullanacağım ama siz eğer kendi deodorantınız yapmak istiyorsanız birçok doğal deodorant tarifini bu linkte bulabilirsiniz. Eğer yapıp kullanan olursa yorumlarını paylaşsın lütfen.