10 Ocak 2015 Cumartesi
1 kutu şampuanla bir yıl nasıl geçer derken
Saçlarım yağlı, gün aşırı yıkamazsam kahkülleri alnına yapışan biriyim. Sağdan soldan karşıma çıkan, denk gelip de okumadığım "no poo" diye bir akımla ilgili yazılar vardı, almamayla başlayan süreçte bu yöntemi araştırmaya karar verdim. Şampuanların içindeki kimyasallarla saçımızdaki yağ düzenini bozduğunu ve aslında şampuanlamasak saçımızın yağlanmayacağına dair bir görüş var, bu kimyasallar temizlik malzemelerine katılan kimyasallardan ve saç derisini tamamen bozuyor. Dünyada milyonlarca ( bir yerde 15 milyon diye okudum) insanın uyuladığı "no poo" yöntemi, saçı karbonatlı suyla yıkayıp sirkeli suyla durulayarak saçı temizlemek. Sonuçta saçların daha sağlıklı ve daha gür olduğu iddia ediliyor. Henüz bu yöntemi uygulamaya geçmedim ama üç haftadır saç yıkma sıklığımı azalttım, ayrıca durulama suyuna elma sirkesi katıyorum. İlk hafta 3 günde bire, bu hafta da 5 günde bire indirdim. Üç haftada etkisini gösterdi, şu an 4. gündeyim mesela ve saçlarım hiç de o kadar yağlı değil. Saçını az yıkamaya başlayan birkaç arkadaşım daha saçlarının daha sağlıklı olduğunu ve daha az yağlandığını söylüyorlar. Bir süre böyle gidip yağ dengesini oturttuktan sonra şampuansız yıkamayı denemeyi düşünüyorum.
Bununla ilgili çok yazı var "no poo" ya da şampuansız diye ararsanız çıkıyor, üşenenler için bir türkçe bir ingilizce link:
http://evcilikhayati.blogspot.com.tr/2014/07/no-poo-sampuansz-sac-temizleme.html
http://babyrouge.blogspot.com.tr/2011/06/why-i-only-wash-my-hair-once-week-and.html
7 Ocak 2015 Çarşamba
"2015'de az almaya,az ziyan etmeye az istemeye ve çok yaşamaya karar verdim. Daha çok sevip,gülüp, verip, sorup paylaşacağım. 2015'de hayatın tadını çıkaracağım".
5 Ocak 2015 Pazartesi
Bir lokma bir hırka
Evimdeki eşyaların bir çoğunu satın almadım, her şeyim bir yerlerden geldi, o yüzden de hepsi benim için çok değerli. Melih'in annesinin aslan ayaklı masa ve büfesi, sokakta bulduğum tahta masa ve ayna, taşınılan bir evde bulduğum ve Ali Kaş'a giderken istediği ama vermediğim retro koltuk..Bir eşya ne kadar çok insan tarafından kullanılırsa o kadar değeri artıyor gözümde. Bu da bir tür ikinci el eşya takıntısı, yani eşyaya değer vermek; tam da mücadele ettiğim şey ama ters köşeden geldiği için masum görünüyor gözüme. Eşyaların yanı sıra bir de aksesuar kalabalığı var, resimler, lambalar, şişeler, biblolar, mumlar; evi ev, seni sen yaptığını sandığım şeyler.
Almamayla çıkılan yolda karşıma başka şeyler de çıkıyor, farkındalıklar farkındalığı getiriyor. Merak edip araştırdıkça atık çıkarmayanından, hiç para kullanmayanına, kendi temizlik malzemelerini kendileri üretene kadar birçok insanın birçok şeye meydan okuduğunu görüyorum. Bunların hepsini bir gün uygulamaya geçirmek üzere aklımda bir yere yazıyorum, ama bunların arasından almamanın yanı sıra ivediyetle uygulamak istediğim şey az eşyayla yaşamak. Bugün okuduğum bir yazı Çin'de yaşayan bir beyaz yakalının kullandığı bütün eşyaları 100 adetle sınırlaması üzerineydi. Hayatını değiştirip minimalist bir yaşama geçen Wand Zhe'nin bunu yapma sebepleri benim almama sebeplerime yakın. Ben de almamayla geçen bir yılın sonunda temiz, kaliteli,sağlam, ekolojik ve az eşyayala kalmayı hedefliyorum. Yukarıda yazdığım gibi özellikle eski eşyayla kurduğum bağı düşünürsem bu biraz zor geliyor ama temel mobilyalardan değil daha küçük şeylerden başlayıp azaltabildiğimi azaltmayı düşünüyorum. Yarın evi elden geçirip neleri azaltacağıma bir bakacağım, bakalım nelere kıyıyorum. Wand Zhe'nin röpörtajı burada.
25 Aralık 2014 Perşembe
Eğer para sorun olmasaydı?
İngiliz yazar ve filozof Alan Watts'ın bir konuşmasına denk geldim bugün." Eğer para sorun olmasaydı" diye soruyor ve bazı cevaplar veriyor.
Orjinali:
Türkçesi:
Dinledikten sonra şöyle düşündüm; iyi diyorsun Alan Watts ama herkesin parayı dert etmeden istediği hayatı sürdürebileceği koşullar var mı? Para sorun yani. Fakat paranın sorun olmasını bir yana koyup şunları sorabiliriz : parayı ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almaya harcamasaydık ne kadar paraya ihtiyacımız olurdu? Daha fazlasını kazanmak için harcadığımız zaman bize kalsaydı onunla nasıl bir yaşam sürerdik? Sadece ihtiyacımız olanı aldığımızda kalan parayla neler yapabilirdik? Yorumları bekliyorum
Orjinali:
Türkçesi:
Dinledikten sonra şöyle düşündüm; iyi diyorsun Alan Watts ama herkesin parayı dert etmeden istediği hayatı sürdürebileceği koşullar var mı? Para sorun yani. Fakat paranın sorun olmasını bir yana koyup şunları sorabiliriz : parayı ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almaya harcamasaydık ne kadar paraya ihtiyacımız olurdu? Daha fazlasını kazanmak için harcadığımız zaman bize kalsaydı onunla nasıl bir yaşam sürerdik? Sadece ihtiyacımız olanı aldığımızda kalan parayla neler yapabilirdik? Yorumları bekliyorum
23 Aralık 2014 Salı
Güzel bir gün alışverişsiz kutlanmaz mı?
Malumunuz ki özel gün kutlamaları artık alışveriş festivaline dönüştü. Özel günlerde hediye almak samimi duygularla yapılması gereken birşey; reklamların baskısıyla, alışveriş güzellemeleriyle zorunluluktan alınan şeylerin ise pek bir değeri yok.Yılbaşında hediye alışverişinin yanı sıra bir de süslemeler giriyor işin içine. Bunu da biraz anlıyorum aslında Kuzey Avrupa ülkelerinde özellikle noel yılbaşı kutlamaları olmasaydı nasıl geçecekti bütün kış? Biz de bu süsleme işini bir yerden yakaladık ülke olarak. Sokaklarda, evlerde, mağzalarda bir şenlik. bir alma verme, bir çoşku, bir yeme içme. Yılbaşı gecesi benim için çok özel bir gece değil bunun nedenlerini burada sayıp dökmeyeyim ama itiraf edeyim ki ışıklar süsülemeler görmek benim de hoşuma gidiyor. Şimdi size yeni yılda evinizi süslemeyin kimseye de hediye vermeyin demiyorum ama diyorum ki tüketim çılgınlığına düşmeyin, atkı örün, kurabiye yapın, çiçek dikin verin.
Ecnebi memleketlerde yeniyıl alışverişine karşı bir kampanya başlamış, bu da web sitesi
Bu almama işine yeniyıl öncesi girmişken ben de evde satın almadan yeni yıl havası oluşturup paylaşayım dedim. Bu havayı nasıl oluşturuyoruz efendim: yolda, parkta bahçede ne bulduysak toplayıp evdeki tabak ve bardakların içine koyarak. Bocuk, kumaş, takı, kağıt gibi malzemeleri ipe dizerek.
Bir kaç örnek de pinterestte buldum
Herkese daha az tüketim daha çok üretim ve paylaşımlı bir yıl diliyorum.
20 Aralık 2014 Cumartesi
Ne almadım? 11-20 Aralık
İnanın almadıkça
almayasım geliyor fakat bu hafta bunu
zorlayan bir durum oldu; seyahate çıktım.
Gittiğim yerden hatıra ya da hediye
almayı tatilin bir parçası sandığımdan zamanımın
bir kısmını buna ayırırdım. Konya’da da çarşı pazar dolaştık arkadaşlarımla. Hiç
bir şey almayacaksan dolaşmanın zevki de biraz azalıyor ama böylece dükkanlardansa
çevreye dikkat ediyorsun, binaları insanları izliyorsun yani mal yerine deneyim
ediniyorsun.
Konya’da alışveriş yapsam kesin alacağım şeylerden biri renkli çiçekli şallardı. Arkadaşlarım aldı, fiyatları da uygundu. Bir de belki alırdım diyebileceğim Mevlanalı termos bardak vardı . Bunlar şu anda almak istediklerim ama eğer alışverişe yeminli olmasam ıvır zıvır herşeyi alasım gelirdi kesin.
Bu durumda hiç bir hatıra olmadan Konya'dan döndüm sanılmasın yaşadıklarımın yanında bir de yemek yediğimiz restorantın hediye olarak verdiği anahtarlığı getirdim yanımda.
15 Aralık 2014 Pazartesi
Yeniyıl takas etkinliği

Satın almaya alternatif yeni yıl takas etkinliğini bizim evde dün gerçekleştirdik. Ev koşulları nedeniyle bu sefer katılımı kısıtlı tutup olayı kadınlar gününe çevirdiysek de fena olmadı. İlla takas yapmak için çok büyük gruplara gerek yok, biz yaklaşık 12 kişi sıkıldığımız, üstümüze artık olmayan, elimizde fazladan olan giysi, ayakkabı, takı, kitap, kozmetik her türlü eşyayı değiştokuş ettik. İçimizde var olan yeni bir şeye sahip olma isteğini böyle bastırırken, ne para harcadık, ne piyasayı besledik ne de dünyanın kaynaklarını tükettik.
Her ne kadar ihtiyacım
olmayan şeyleri almayayım dediysem de birkaç gereksiz parça aldığımı da itiraf
etmeliyim.
Alınmayanları geçen sefer yaptığımız gibi ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için ayırdık. Böylece bir taşla üç kuş vurduk; evdeki fazlalıklar gitti, ihtiyaç sabipleri nasiplendi, biz nasiplendik.
Alınmayanları geçen sefer yaptığımız gibi ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için ayırdık. Böylece bir taşla üç kuş vurduk; evdeki fazlalıklar gitti, ihtiyaç sabipleri nasiplendi, biz nasiplendik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














