Şimdiye kadar anlatmaya çalıştığım herşeyin 20 dk lık özeti
22 Temmuz 2016 Cuma
9 Haziran 2016 Perşembe
18 Aralık 2015 Cuma
Başlık Koyamadığım Yazı
Almama yılımı bitirmemin akabinde Yeşilist diye bir blogla röportaj yaptım (buradan okuyabilirsiniz) . Daha önce de röportaj teklifi gelmişti ama ana akım medyaya konu olmak istemediğim için sadece sürdürülebilir evlilikle bir röportaj yapmıştım (burada) Yeşilist röportajının sonrasında da bir kaç beğeni bir kaç paylaşım gelecek diye düşünüyordum fakat olay bunun ötesine benim kontrol alanımın ve aklımın alabileceğinin çok dışına çıktı.
Röportaj yayınlandıktan sonraki 3 gün içinde bütün tv kanalları ana haber bültenine çıkarmak istedi, birçok radyo, gazete ve dergi röportaj teklifinde bulundu, belgesel teklifleri geldi. Yüzlerce mail, facebook mesajı, arkadaşlık isteği aldım. Bir çok kurum beni konuşmacı olarak davet etti. İş yeri telefonumu bulup orayı arayanlar oldu. Bir sabah arkadaşlarım televizyonda bir magazin programda üç kişinin benden habersiz arkaya fotoğrafımı koyup saçım boya mı, deodorant kullanıyor muyum diye tartıştıklarını söyledinde işin çığırından çıkıyor olduğunu anladım. Bu da yetmezmiş gibi bir blog benim hakkımda aşağılayıcı ( ben öyle hissettim) bir eleştiri yazısı yazdı ( buradan okuyabilirsiniz) ve bu yazı facebookta dolaşmaya başladı. İnsanlar benimle dalga geçen iletiler paylaştılar. Benim zengin, halkın durumunu anlamayan, yukarıdan bakıp kıyafet almadım diye çok fedakarlık ettim havalarına giren bir olduğuma dair yazılar gördüm. Hatta bir yerde "PR'ı çok, iyi biz de almıyoruz ama ünlü olmadık" yazan bile gördüm. Tek bir gazete ya da televizyonun röportaj teklifini kabul etseydim hakkımda söylenecekleri hayal bile edemiyorum. Teşekkür mesajları, sevgi sözleri çok güzeldi ve gelen tepkilerin bir çoğu çok olumluydu ama nefret ve yerme o kadar güçlü duygular ki insan onların gücünden iyi şeyleri görmez oluyor.
"Almadım" benim kendi başıma kendimle yaşadığım, kendi zaaflarımla yüzleştiğim bir süreçti ve bu süreci samimi bir şekilde, kendimi daha farklı göstermeye çalışmadan, aldıklarımı da itiraf ederek entellektüel ya da politik bir dil kullanmadan naif bir şekilde yazmaya çalıştığım bir blogda anlattım. Blogun ilk yazılarında da altını çizerek ekolojik olarak çok da bilinçli olmadığımı, hatalarım olabileceğini belirttim çünkü bu dünyada birileri birşeyleri sizden iyi yapıyorsa sizin söz söylemenize izin vermezler ve eleştirirler. Ne alıp ne almayacağımı kalem kalem yazdım. Düştüğüm zaafları, nasıl bir insan olduğumu ve ne kadar dönüşebildiğimi çekinmeden ifade ettim. İnsanların bunları kullanarak bana saldırabileceğini,beni ünlü olmaya çalışmakla suçlayacaklarını,açığımı yakalamak için dedektiflik yapacaklarını, buradan düşmanlık ve nefret üretebileceklerini, bana küfür edeceklerini hiç düşünmemiştim. Çok şaşırdım, çok üzüldüm.
Neyse ki bu iş saman alevi gibi yanıp söndü. Söylediğim gibi ödev ve birkaç okul etkinliği dışındaki bütün teklifleri reddettim ve normal hayatıma döndüğüm için şükrettim. Olumsuzlukları bir yana bırakırsak gelen mesajlardan insanların artık tüketimden ne kadar rahatsız olduklarını, bir çok insanla paralel düşündüğümüzü gördüm. Herkesin mesajına cevap vermeye çalıştım, arada kaçırdıklarım varsa affola. Bu kendi kişisel deneyimimi anlattığım son yazı, ben kendi sürecimi yaşamaya devam edeceğim bir şekilde. Bundan sonra eğer bana yazıp yollarsanız sizin deneyimlerinizi paylaşarım belki.
Röportaj yayınlandıktan sonraki 3 gün içinde bütün tv kanalları ana haber bültenine çıkarmak istedi, birçok radyo, gazete ve dergi röportaj teklifinde bulundu, belgesel teklifleri geldi. Yüzlerce mail, facebook mesajı, arkadaşlık isteği aldım. Bir çok kurum beni konuşmacı olarak davet etti. İş yeri telefonumu bulup orayı arayanlar oldu. Bir sabah arkadaşlarım televizyonda bir magazin programda üç kişinin benden habersiz arkaya fotoğrafımı koyup saçım boya mı, deodorant kullanıyor muyum diye tartıştıklarını söyledinde işin çığırından çıkıyor olduğunu anladım. Bu da yetmezmiş gibi bir blog benim hakkımda aşağılayıcı ( ben öyle hissettim) bir eleştiri yazısı yazdı ( buradan okuyabilirsiniz) ve bu yazı facebookta dolaşmaya başladı. İnsanlar benimle dalga geçen iletiler paylaştılar. Benim zengin, halkın durumunu anlamayan, yukarıdan bakıp kıyafet almadım diye çok fedakarlık ettim havalarına giren bir olduğuma dair yazılar gördüm. Hatta bir yerde "PR'ı çok, iyi biz de almıyoruz ama ünlü olmadık" yazan bile gördüm. Tek bir gazete ya da televizyonun röportaj teklifini kabul etseydim hakkımda söylenecekleri hayal bile edemiyorum. Teşekkür mesajları, sevgi sözleri çok güzeldi ve gelen tepkilerin bir çoğu çok olumluydu ama nefret ve yerme o kadar güçlü duygular ki insan onların gücünden iyi şeyleri görmez oluyor.
"Almadım" benim kendi başıma kendimle yaşadığım, kendi zaaflarımla yüzleştiğim bir süreçti ve bu süreci samimi bir şekilde, kendimi daha farklı göstermeye çalışmadan, aldıklarımı da itiraf ederek entellektüel ya da politik bir dil kullanmadan naif bir şekilde yazmaya çalıştığım bir blogda anlattım. Blogun ilk yazılarında da altını çizerek ekolojik olarak çok da bilinçli olmadığımı, hatalarım olabileceğini belirttim çünkü bu dünyada birileri birşeyleri sizden iyi yapıyorsa sizin söz söylemenize izin vermezler ve eleştirirler. Ne alıp ne almayacağımı kalem kalem yazdım. Düştüğüm zaafları, nasıl bir insan olduğumu ve ne kadar dönüşebildiğimi çekinmeden ifade ettim. İnsanların bunları kullanarak bana saldırabileceğini,beni ünlü olmaya çalışmakla suçlayacaklarını,açığımı yakalamak için dedektiflik yapacaklarını, buradan düşmanlık ve nefret üretebileceklerini, bana küfür edeceklerini hiç düşünmemiştim. Çok şaşırdım, çok üzüldüm.
Neyse ki bu iş saman alevi gibi yanıp söndü. Söylediğim gibi ödev ve birkaç okul etkinliği dışındaki bütün teklifleri reddettim ve normal hayatıma döndüğüm için şükrettim. Olumsuzlukları bir yana bırakırsak gelen mesajlardan insanların artık tüketimden ne kadar rahatsız olduklarını, bir çok insanla paralel düşündüğümüzü gördüm. Herkesin mesajına cevap vermeye çalıştım, arada kaçırdıklarım varsa affola. Bu kendi kişisel deneyimimi anlattığım son yazı, ben kendi sürecimi yaşamaya devam edeceğim bir şekilde. Bundan sonra eğer bana yazıp yollarsanız sizin deneyimlerinizi paylaşarım belki.
1 Aralık 2015 Salı
Hesap günü
Sanıyordum ki bir yıl bitince birçok şeyi eskitmiş olurum ama çok az şeyi elden çıkaracak kadar eskittim; bir iki çorap, bir çanta, bir kemer, bir sandalet. Bitirdiklerim, bir buçuk kutu şampuan, yaklaşık 4 sabun, bir kutu duş jeli, bir buçuk tüp diş macunu. Bunlar zaten başladığımda elimde olanlardı, bazıları da doğumgünü hediyesi olarak gelmişti. Saçlarımı daha uzun aralıklarla yıkadım, diş macununu leblebi tanesi kadar sıktım. 3 kutu ekolojik çamaşır deterjanı, bir kutu da ekolojik bulaşık makinesi deterjanı aldım, yumuşatıcı yerine sirke kullandım. Ev temizlik malzemesi almadım; evde biraz vardı ve bir kere de ev arkadaşım aldı. Eskiden yarım yarım kalmış olan kremler, parfümler ve makyaj malzemeleri tükendi. Pet, tuvalet kağıdı, ilaç aldım. Yiyecek, içecek ve çok az da resim malzemesi ( işim bu olduğu için) aldım. Bir telefon şarjı, bir cilt ürünü ( cilt uzmanı aldırdı), bir bileklik, bir sabun ( dalgınlıktan alındı) ve bir de beyaz şal ( iran sıcağıyla mücadele için) satın aldım. İşte bir yılın dökümü.
29 Kasım 2015 Pazar
Ya sonra?
Yarın alışveriş yapmadan geçirdiğim bir yılın son günü, bundan sonra alışverişle aramda nasıl bir ilişki olacak henüz bilmiyorum.
Bir yıl önce bu kararı vermemin nedenlerini düşünüyorum; yeni yılın yaklaşmasıyla ve indirimlerle birlikte artan alışveriş çılgınlığı, reklamların ihtiyacın olmayanı sana aldırmak için yarattığı sahte dünyalar, her yerin reklam olması, bir tane daha yapılmasın diye direndiğimiz ama içinden çıkmadığımız alışveriş merkezleri, onların içindeki sinemalarda gösterilen filmlerin öncesindeki reklamlar, o reklamlardaki toplu konutlar ve onların içini döşemek için daha çok eşya gerekmesi, etrafta çok fazla mal olması, bunların nereden geldiğini nereye gideceğini düşünmek, bütün bu eşyalar dünyasının devamı için tüketmemizin gerekliliği tüketirken de dünyayı tükettiğimizin farkındalığı, bu saçma sistemin psikolojimizle oynadığı oyunlar, yaşadıklarımızla değil sahip olduklarımızla doyuracağımızı sandığımız tatminler.
Bütün bunları dengelemek, hafiflemek, mide bulantısını durdurmak için bu oyunun piyonlarından biri olan benim oyuna ara vermem gerekiyordu. O zaman sadece bir yıl ara vermekti niyetim ama sanırım artık oyuna bir daha dönmek istemiyorum, o nedenle bundan sonraki hayatımı hiç birşey almadan değil ama sadece çok ihtiyacım olan şeyleri alarak geçirmeyi düşünüyorum. Bunun için henüz bir planım yok bakalım zamanla nasıl şekillenecek?
9 Kasım 2015 Pazartesi
Paylaşım ekonomisi ve seyahat
Var olan paramı mala mülke eşyaya vermeyi bıraktığımdan beri yaşamaya ve gezmeye daha çok imkan buluyorum. O nedenle geçtiğimiz bir yıl içinde daha çok seyahat eder oldum. Size son seyahatimde faydalandığım iki paylaşım paltformundan bahsedeceğim.
Birincisi Airbnb; evinizin odasını , bir kanpenizi ya da tüm evinizi günlük kiralayacağınız bir site. Ben daha önceki evimde bir odamı bu site vasıtasıyla kiralıyordum, kiralayan ve kiracının her türlü bilgisi olduğu için ve daha önce kalanlar deneyimlerini paylaştıkları için nispeten güvenilir bir yer. Ben bu siteyi bir arkadaşıma önerdiğim ve arkadaşım da bu öneri sonucu odasını kiraladığı için bana 200 dolarlık kupon vermişti airbnb, bu kuponlarla Sienada iki kişi 3 gece 20 euroya kalabildik. Bolognada is bir öğrenci evinin salonunda 17 euroya kaldım. Hem kaldığım ev sahipleri kazandı, hem ben kazandım, kaybeden is oteller oldu :)
İkincisi ise Blablacar. Bu da araç paylaşım sitesi İtalyada çok yaygın kullanılıyor, bir Bologna'dan Siena'ya 11 euroya gittik, 8 euroya döndük, tren fiyatı 27 euroydu. Zaten o yolculuğu yapacak olan araç sahipleri araçlarına yolcu alıyorlar, böylece koca arabanın içinde bir kişi tekbaşına gitmemiş oluyor. Blablacar ülkemizde de var, sürücülerin profillerinde haklarında her türlü bilgi oluyor, birden fazla kişi yolculuk edecekseniz güvenli olabilir.
Bunun haricinde hiç kullanma fırsatım olmayan couchsurfing var, burda hiç para geçmiyor sadece konuk oluyor ve misafir kabul ediyorsunuz.
Görünen o ki seyahat etmenin ucuz yolları da var tabi ki rahat bir insansanız ve güvende hissediyorsanız. Neden uygun olduğunuzda evinizi aracınızı paylaşmayasınız?
22 Ekim 2015 Perşembe
Türkan Hanım'ın almama deneyimi
Alışverişi kesip bu blogu ve facebook sayfasını yaptıktan sonra bundan etkilenip alışveriş yapmayı bırakan insanlardan mesajlar aldım. Geçenler de bir arkadaşım da bu insanların almama serüvenlerini de paylaşmamı önermişti. Türkan Hanım'ın deneyimini paylaşması da denk geldi, paylaşmak isteyen diğer arkadaşlardan da mesaj bekliyorum. Fark yaratması ve ilham olması dileğiyle,
"Merhaba ben Türkan Almadım a başlayalı 39 gün oldu. Evet aslında çok kısa bir süre fakat mevsim geçişlerinde ihtiyaçlar artıyormuş bunu anladım. Şimdiye kadar birkaç konuda zorlandım bunlardan biri kapalı kışlık bir ayakkabıya ihtiyacım var fakat ALMAYACAĞIM .Botlarım var nasıl olsa birkaç hafta sonra onları kullanmayı düşünüyorum. Ikinci konu ise telefonuma kılıf almam gerekiyor fakat onu da erteleyebilirim. Almadım a başladıktan sonra hayatımda neler değişti öncelikle onlardan bahsetmek istiyorum; ilk olarak yaptığım şey daha az vasıta kullanmak oldu artık çok uzun mesafeler dışında vasıtaya binmiyorum yürüyorum ve bu bana çok iyi geldi tavsiye ederim.İkincisi ki bu çok önemli bence ikinci el ve takasla tanıştım şuanda kıyafetlerimin bir kısmını sattım bir kısmını da talepte bulunanlara gönderdim. Şimdilik paylaşacaklarım bunlarla sınırlı beni minimalist yaşamla tanıştıran blog sahibemize teşekkür ederim hoşcakalın"
20 Ekim 2015 Salı
1 yıl biterken planlar
İhtiyaç dediğin şey de çok göreceli birşey malum, o nedenle bir kısıtlama getirmem lazım sanırım ama o kısıtlamayı nasıl yapıcam henüz bilmiyorum. Belki her ay bir ürün alırım ya da fiyat kotası koyarım henüz karar vermedim. Şimdilik ihtiyaç duyduğum şeyler şöyle: Tırnak makası, pamuk, vileda, yazlık terlik, kışlık çanta, antialerjik siyah göz kalemi, organik saç boyası.
Bu ayrıntılar bir kenara asıl yapmak istediğim daha sade, ekolojik ve az tüketerek yaşamak. Eşyalarımı azaltmak 2. yılın hedeflerinden biri olacak ve bir de daha tasarruflu olmayı ekleyebilirim; daha az taksiye binmek, yemekleri evde yemek gibi.
6 Ekim 2015 Salı
Para harcamak yerine yapabileceğimiz 35 şey
Böyle bir listeyle karşılaştım, bazıları anlamsız geldi, bazıları ufuk açtı. Kısa kısa Türkçeleri altta, orjinali burada
1- çiçek dikmek
2-youtube'dan karaoke yapmak
3- arkadaşlarla fil- dizi maratonu yapmak
4-evdeki eşyaların yerini değiştirmek
5-bir yıl boyunca her gün için bir foto çekmek
6- Kediler gibi sıcak bir köşe bulup şekerleme yapmak
7-bedava olan günlerde müzelere gitmek ( şu an bienal bedava)
8-arabanızı evde yıkamak
9- kanser hastalarına saçınızı bağışlamak
10-vitrin gezip, o parayı o kıyafete verir miydiniz diye düşünmek, günün sonunda da vermediniz diye mutlu olmak
11-bir oturuşta bir kitap bitirmek
12- podcast indirip dinlemek
13-evdeki fazlalıklardan kurtulmak
14-evsizler için yardım paketi hazırlamak
15- tırnaklarınızı rengarenk boyamak
16- yıldızlara bakıp isimlerini öğrenmek- bulmaya çalışmak (skyview diye bir app var, indirin çok güzel)
17-makyaj malzelemerini organize etmek, kırıkları atmak, fırçaları yıkamak
18-yerel halk plajına gitmek ( bizim arkadaşlar bebekte yüzmüş önceki hafta)
19-bisiklete binmek
20- youtubedan yoga yapmak
21- koşmak
22-arabanız varsa yakındaki küçük köyleri ziyarete gitmek ( İstanbul'da yaşayanlar için boğaz hattı vapurları var, kendinizi Anadolu hisarına, beylerbeyine atabilirsiniz)
23-kamp yapmak
24- köpeğinizi parka çıkarmak
25- süt ve gül banyosu ( bunu parasız nasıl yapıcaz yahu?)
26-buzdolabında ne varsa onlarla piknik yapmak
27-favori yemek tariflerinizi yazıp eşe dosta mail olarak atmak
28-eş dost ziyareti yapmak
29-ölmeden önce yapılması gerekenler listesi yapmak
30-yağmurda dans etmek (nerede yapılacak bu acaba)
31- buzlukdaki yiyeceklerden yeni bir dondurma aroması yaratmak ( :/)
32- meditasyon uygulaması indirmek ( bekibisa.com da sesli meditasyonlar var)
33- arkadaşlar için karışık kaset hazırlamak (spotify listesi diyelim)
34- garage sale yapıp evdeki fazlalıkları atmak (ya da takas pazarı)
35-yürüyüşe çıkmak
5 Ekim 2015 Pazartesi
Yemin bozduran bileklik
Eylül ayı çok yoğun geçti, hem İstanbul'da hem Ordu'da düğün, tatil derken Ekim ayı gelmiş bile.
Düğün denen şey alışverişin ve harcamanın tavana vurmasıymış meğer. Eskiden bir kına gecesi , bir de düğün vardı; şimdi bekarlığa veda, manzarada fotoğraf çekimi, mekan süslemesi, masa düzeni derken bambaşka bir boyut kazanmış evlenmek. Neyse ki bizim çift böyle şeylere pek meraklı olmadığından tüketim çılgınlığı yaşanmadan düğünü atlattık. Ben de daha önce karar verdiğim gibi arkadaşlarımdan ödünç aldığım elbiselerle katıldım düğünlere, çok da güzel oldu.
Düğünden sonra da on günlük bir gezi için İran'a gittim. İnsan hazır İran'a gitmişken kocaman ve envai çeşit ürünlerle dolu kapalı çarşıları görünce birşeyler satın almak istiyor. Sahip olmaktan çok orada alışveriş yapmanın zevki var sanırım. Kız kardeşim kendisine birşeyler almam için bana bir miktar para verdi, onun için alışveriş yaparken bu zevki yaşayıp alışveriş hevesimi yatıştırdım. Hediye olarak da hurma, baharat gibi şeyler aldım.
Kendine hiç mi birşey almadın derseniz, itiraf edeyim ki aldım. Birincisi Şiraz'da hava çok sıcaktı ve Persepolis'e gidecektik, sıcaktan bayılmamak için başıma örtecek ince beyaz bir başörtüsü almak zorunda kaldım. İkincisi de üzülerek söylüyorum keyfi birşey; kardeşime alırken bir tane de kendime bileklik aldım, İran'dan bana bir hatıra kalsın istedim sanırım. Çok ucuza almam birşey değiştirmiyor ve hiç de ihtiyaç değil ama vicdan azabı da duymadım alınca. Bu 10 aydır keyfi olarak aldığım tek şey olduğu için hakkını vererek hergün takıyorum, başlıkta yemin bozduran dedim ama hiç bozmamışım gibi devam ediyorum.
Böylece 10 ayı bitirmiş oldum. Bu on ay boyunca alışveriş yapmaya devam etseydim muhtemelen İran'a ve bu süreçte gittiğim diğer seyahatlere gidememiş olacaktım, yani eşyaya değil yaşama yatırım yaptım diyebilirz.
27 Ağustos 2015 Perşembe
hesap
Ben almamaya karar verip blog ve facebook sayfasını açtıktan sonra tanıdığım en az 20 kişi bu yönde karar vermiştir, bir de tanımadıklarım var. Diyelim ki toplam 50 kişi, bu insanlarda etraflarına yaysalar 50 şerden etti mi 2500, 200 daha ekleyip çıkan sonuçtan bir sıfır at, etti mi 270 ? Üç gün sonra almamaya başlayalı yaklaşık 270 gün olacak yani 9 ay.
4 Ağustos 2015 Salı
8 AY!
Bu yazı parmak arası plastik terlikle ve kapalı ayakkabıyla geçiriyorum, bir tane düzgün terliğim vardı o da koptu. Şimdiye kadar ciddi ihtiyaç duyduğum şey terlik oldu.
Bayramdan sonra Ordu'ya ailemi ziyarete gittim, zaten zor bela kablolarını tutturduğum şarjımı götürmeyi unuttuğum için Ordu'dan şarj almak zorunda kaldım. Bu 8 ay içinde yaptığım 3. alışverişim oldu.
Eylül'ün 4'ünde ve 12'sinde kardeşimin düğünü var, geçen haftasonu bir arkadaşıma gidip gardrobundan kendime düğün kıyafet ve ayakkabı seçtim, bu önemli konuyu da böylece çok kolay hallettim.
Herkes para biriktirdin mi diye soruyor, cevabım hayır tabi ki. Alışveriş yapmamaya başladıktan sonra kredi kartı borçlarımı ancak ödedim diyeyim size. Ayrıca seyahat ediyorum çeşitli kurslara, atölyelere gidiyorum . Bunlar beni daha çok mutlu ediyor. Eylülde İran'a gidiyorum eminim orada almak isteyeceğim çok şey olacak bakalım nasıl üstesinden geleceğim.
14 Temmuz 2015 Salı
11 Temmuz 2015 Cumartesi
Alışveriş yapmamak gün geçmiyor ki insanı yeni arayışlara sürüklemesin, hep aynı şeyleri giymekten sıkılınca elindekileri dönüştümeye başlıyorsun.
Geçen hafta uzun bir eteği elbise olarak giymiştim dün de giyemediğim bir elbiseyi etek yaptım #almadım #noshoppingforayear#noshopping #dıy #dikiş #tüketmiyorum
10 Haziran 2015 Çarşamba
Başka bir dünya umudu
Çok yazı yazamıyorum ama facebook sayfasını takip ediyorsanız çok yazı paylaştığımı görüyorsunuzdur. Algıda seçililik değil sanırım, son dönemlerde tüketmemeyi sade yaşamı tercih eden çok insan, bu uğurda çalışan çok topluluk görüyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Son haftalarda başka bloglarda ya da sayfalarda görüp facebookta paylaştığım yazıların linkini altta veriyorum.
Yaşasın dayanışma ve başka bir dünya umudu!
Hindistan ve pakistanda açlıkla savaşan Robin Hoodlar
https://gaiadergi.com/robin-hood-ordusu-hindistan-ve-pakistanda-aclikla-savasiyor/
Yaşasın dayanışma ve başka bir dünya umudu!
Kapitalist Modaya Son Sarılış
http://minimalistyasam.com/sonsarilis/?utm_content=bufferc006d&utm_medium=social&utm_source=facebook.com&utm_campaign=bufferGiydiğimiz kıyafeti yapan işçinin korkunç çalışma koşullarını söyleyen etiketler
http://www.nolm.us/giydigimiz-kiyafeti-yapan-iscinin-korkunc-calisma-kosullarini-soyleyen-etiketler/Hindistan ve pakistanda açlıkla savaşan Robin Hoodlar
https://gaiadergi.com/robin-hood-ordusu-hindistan-ve-pakistanda-aclikla-savasiyor/
Daha az tüket, daha çok dönüştür
http://www.cevreciyiz.com/makale-detay/895/daha-az-tuket-daha-cok-donustur18 Mayıs 2015 Pazartesi
Sürdürülebilir Evlilik Söyleşisi
Bu yollara baş koyunca en güzeli senin gibi insanlarla karşılaşmak, paylaşmak yanlız olmadığını anlamak. Geçen hafta dünyama giren bir proje Sürdürülebilir Evlilik . O da ne ola derseniz çok güzel bişey ola! Anlatmakla olmaz Facebook sayfaları ve bloglarına tıklayın, görün, takip edin. Benimle de bir söyleşi yaptılar bloglarında yayınlamak üzere, altta o söyleşiyi kes- yapıştır usulüyle paylaşıyorum:
Başka Bir Dünya Mümkün Serisi: Almadım! Selma Hekim Söyleşisi
Aynı yolun yolcusu olduklarımızla yollar er geç kesişiyor ve havalara uçuyor iyi ki diyoruz.
Masalımıza bir kahraman daha ekledik, tanıştık, konuştuki çok sevdik. Selma Hekim 1 Aralık 2014 itibariyle 1 yıllık bir ALMADIM projesi başlatmış. Bloğunda (burada) ve feysbuk sayfasında (burada) pek kıymetli paylaşımlar bulabilirsiniz. Aşağıda da bizimle olan söyleşisi mevcut. Afiyetle okuyunuz efendim, İlhamlı paylaşımdır <3
1 Yıl boyunca keyfi alışveriş yapmama kararı alan bir kadın! Yok canım mümkün mü? Bütün kadınlar alışveriş delisi? Öyle mi dersin? Kadınlar olarak dünyayı kurtarıyoruuzz beyleerr! Haberiniz yok! Almadım diyor kadın, ALMADIM! Hadi dinleyelim.
Merhaba Selam Hanım, Sizinle Almadım aracılığıyla tanıştık ve sayfanız derken bloğunuz yazılarınız, okudukça sevdik sevdikçe okuduk. Benzer tercihleri yapmış aynı duyguları paylaşan ve çoğu zaman almayan olarak biz sizi çok sevdik. Hem biz hem de takipçilerimiz için bize biraz kendinizden ve Almadım projesinden bahseder misiniz?
Merhaba, güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Yaklaşık 20 yıldır İstanbul’da yaşıyorum, bir üniversitede çalışıyorum ayrıca bir atölyem var resim yapıyorum. Uzun yıllardır ekolojiyle kenarından köşesinden ilgilendim fakat kendi hayatıma bunu pek sokamadım. Son yıllarda sosyal medyada bu tür oluşumları takip etmeye başlamıştım. Yerellik, organik üretim, paylaşım hep ilgimi çeken konular oldu. Evimdeki neredeyse tüm eşyalar ikinci el, bir şeyin kullanılıp atılmasına gönlüm razı olmuyordu, arkadaşlar arasında takas pazarları düzenlemeye başladık, çöpleri ayırmaya başladım. Gezi sonrası biraz küskünlükle kendi hayatımda ve çevremde fark yaratacak bir şeyler yapmak büyük hikayelerin içinde olmaktan daha iyi gelmeye başladı. Öte yandan da AVM’lerden ve alışveriş yapmaktan daralmaya başlamıştım. Bu bir taraftan da psikolojik bir süreç; kendimi alışveriş yaparak mutlu olan bir insan olarak görüyordum; fakat sadece alırken ve ondan sonraki birkaç saat içinde, sonrasında pişman oluyordum. Bunun sebebinin mülkiyet arzusu olduğunu düşünüyorum, mülkiyet edinmek ise ölümlü olmakla başa çıkmanın yolu sanırım. Almayla ilgili psikolojik süreçlerin yanı sıra son yıllarda dünyadaki üretim ve tüketimin artışı, binaya, mala, reklama boğulmamız da bu kararda etken. Bunların hepsi satılıyor mu, satılmayanlar nereye gidiyor, bunlar uzaydan mı geliyor? Bunlar üretilirken dünyada birçok şey tüketiliyor. Sürekli indirimde olan bir ev tekstili mağazasında elim kolum dolu halde daha ne alsam diye kendimi zorlarken bulmam son damla oldu. Sonraki hafta ofiste otururken aniden bir yıl alışveriş yapmamaya karar verdim. Verir vermez facebookta profilime yazdım. Gelen yorumlar çok olumlu oldu. Süreci bizimle paylaş diyenler oldu, bir blog ve facebook sayfası açtım. Almadım böyle doğdu.
Bloğunuzu incelerken ne almadım dosyalarınıza rastlamak mümkün. Bugünlerde sistem bizleri genelde ne aldığımızı paylaşmaya şartlıyor malum :) Sizi Ne Almadım? dosyaları yapmaya tetikleyen şey ne oldu?
Almadım dosyaları yapmaya hevesle başladım, başta almak isteyip almadığım şeyler oluyordu ama bunlarda hiç aklım kalmıyordu. Herkes şunu görsün istedim; almayınca bir süre sonra unutuyorsunuz ve hiç pişmanlık olmuyor. Fakat daha sonra bir şey almak istemez oldum ve bu bölümü düzenli yazamaz oldum. Bu süreçle birlikte başka farkındalıklar da kazanıyorsunuz, bazen eskiden çok beğendiğim mağazalara girip ürünlere bakıyorum ve iyi ki bu kararı verdim diyorum.
1 Aralık 2014te başlayan bu deneyim ve bize göre aslında bir sosyal deney olan "Almadım" sürecinizde en çok hangi "almadım" kaldı aklınızda? Hala keşke alsaydım dediğiniz bir "almadım" var mı? ve iyi ki almadım dediğiniz?
Aklımda hiçbirşey kalmadı aslında. Özellikle kıyafet konusunda hiç zorlanmadım, sadece psikolojik alma atakları geçiriyorum bazen. Günlük rutinlerimizi, eğlence anlayışımızı bazen almayla beraber yürütüyoruz. Mesela eskiden İstiklal Caddesi’ne çıkınca mutlaka bir kitapçıya uğramak, Beyoğlu iş merkezinden ihraç fazlası ürünler almak benim için bir eğlenceydi. Ya da pazara gidip ucuza güzel t-shirtler ,ıvır zıvırlar, kumaşlar almak. Bunlara sahip olmak değil de o etkinliği düzenlemeyi özlüyorum. O zevkten mahrum kalmak bana bir eksiklik gibi geliyor bazen ama onun yerine yapılacak o kadar güzel şey var ki hayatta.
Alışverişi mümkün mertebe azaltmak adına alternatifler üretirken pek çok şeyi kendiniz yaptığınıza rastladık örneğin özel gün kutlamaları süsler vs. bu konudan da bize bahseder misiniz?
Aslında o kısma biraz daha zaman ayırmak istiyordum ama fırsatım olmadı. Hiç birşey almayınca hediye de alamıyorsunuz. Benim avantajım resim yapıyor olmam. Küçük tuvaller üzerine satmak için yaptığım dekoratif şirin resimler vardı, onlardan hediyeler götürüyorum. Ayrıca incik, boncuk, kağıt,kumaş çok biriktirmişim onlardan da bir şeyler yapıyorum. Hiç olmadı pasta kurabiye kek yapılıp hediye olarak götürülebilir. Biz çok hazıra alışmışız, kendimizin yapabileceği kıyafetten ev eşyasına kadar birçok şey var.
Peki buna bir perhiz dersek :) hiç dayanamayıp bozdugunuz oldu mu?
Blogumda da yazdım. Şimdiye kadar iki şey aldım. Birincisi cilt problemim vardı bir uzmana gittim ve temizleyici bir cilt ürünü kullanmam gerektiğini söyledi. Çok düşündüm ve aldım. Eczaneden aldığım için kendimi biraz iyi hissettirdi. Bir de geçenlerde okulun kooperatifinden zeytinyağlı sabun aldım. Evde bir sürü sabun var, hiç ihtiyacım yok ama 3 liraydı, kooperatifte satılıyordu, bir köyden gelmişti derken fark etmeden almışım. Sonradan uyandım. Bu ikisi haricinde birşey almadım.
Mal beyanınızı okuduk başlarda yaptığınız :) Şuan o beyanda ne gibi değişiklikler oldu? Var mı bir fark?
Çok şey biriktirmişim, o nedenle zorlanmadım. Evde kremler, ojeler, sabunlar doluydu. Onları tek tek bitiriyor ve evi sadeleştiriyor olmak da güzel. Doğum günümde bazı hediyeler geldi, organik şampuan, organik saç boyası, hindistancevizi yağı gibi. İnsanlar ihtiyaç duyabileceğim şeyler hediye ettiler böylece hiç giymeyeceğim kullanmayacağım hediyeler de almamış oldum. Bazı eşyalarımı da elden çıkardım. Öğretmen bir arkadaşım okulun kermesinde bazı takılarımı sattı, vermeye elimin varmadığı ve yıllarca tuttuğum kıyafetlere veda ettim. Amacım olabildiğince az eşyayla kalıp onları eskitene kadar kullanmak.Bu sosyal deney sürecinizde sonuçlar sizi nasıl etkiledi? "Vayy be böyle de oluyormuş"lar birikti mi?
Sanırım bu bir yıl bitince de almamam kontrollü olarak sürecek. Belki ayda bir ihtiyaçla sınırlarım, henüz karar vermedim. Fark ettiğim şey kendi adıma çok gereksiz alışverişler yapmış olduğum oldu. Kesin kullanmamız gerektiğini düşündüğüm bazı şeylerin gereksiz olduğunu gördüm, mesela çamaşır yumuşatıcısı. Saçlarımı daha uzun aralıklarla ve daha az şampuanla yıkamaya başladım, diş macununu az kullanmaya başladım. Kimyasal olmayan temizlik ürünleriyle tanıştım. Reklamlarla tamamen kandırıldığımızı gördüm. Bu demek değil ki hayat standartlarınız düşecek, tam tersi bundan sonra bir kazak alacaksam hem güzel hem de kaliteli bir kazak almak isterim. Ayrıca dolapta yılda iki kere giyilmeyi bekleyecek şeylere vereceğim parayı yaşamaya vermeyi tercih ediyorum"Yok bu böyle olmadı, düşündüğüm gibi değilmiş bunu almak şartmış bunu satın almadan yaşanmazmış" dediğiniz almamak ölümcül hasar yaratan bir şey çıktı mı karşınıza?
Henüz çıkmadı. Bir ay içinde diş macunum bitebilir gibi görünüyor mesela, bir de bu yaz kardeşlerimin düğünü var o düğünlerde giyecek bir şeyler bulmam gerekecek. Ben de heyecanla bekliyorum nasıl bir çözüm bulacağımı.Peki bu sürece girince satın almama haliniz size duygusal anlamda neler getirdi? Neler götürdü? Var mı böyle şeyler :)
Almadığım için mutluyum, kendimi birazcık daha samimi hissediyorum. İnsanoğlu bütün dünya emrine amade sanıyor bütün hayvanlar, toprak, doğa bizim için yaratılmış sanıyoruz ve sömürürken hiç vicdan azabı çekmiyoruz. Bunun böyle olduğumu dilimizle söylüyoruz ama sıra harekete gelince herkes keyfine bakıyor. Bu noktadan uzaklaşmak için adım atmak bana iyi geldi.Yaklaşık 6 aylık olacak süreciniz, bir yarıyıl raporu yapsanız kısaca bizim için :) var mı bir özet?
Almadım demekten başka diyeceğim bir şey yok ve bir de şu var, bir yerden başlarsanız devamı geliyor ve yeni kapılar açılıyor.Son olarak bizlere "Almadım" süreciniz için sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı? Mesajınız nedir?
Şikayet etmek, çözümleri başkalarına başka zamanlara atmak işin kolay yanı ve hiç birşey değiştirmiyor. Biz kendimizde bir değişim yaratırsak başka insanları da etkiliyoruz ve değişim böyle gerçekleşiyor. Benim bütün yaptıklarımda ve yazdıklarımda başka insanların etkisi var. Böyle böyle dünyayı değiştirebiliriz belki.
14 Mayıs 2015 Perşembe
Atmak mı zor-Tutmak mı zor
Bu aralar takip ettiğim projeler var bir tanesi the tiny project. İnsanlar minicik evler kurmuşlar, bazıları bu evleri karavan gibi taşınır yapmış dağ bayır dolaşabiliyorlar. Görünen o ki kendilerine yetecek herşeyleri var mutlu mesut yaşıyorlar. Herkese lham vermesi dileğiyle.
5 Mayıs 2015 Salı
Hıdrelleziniz kutlu olsun
Bugün Hıdrellez, yazın başlangıcı, alışverişin pompalanmadığı az sayıda özel günlerden günden biri. Herkese eğlence, paylaşım, bolluk, bereket getirsin. Ben de 5 aydır alışveriş yapmamayı kutluyorum bu hıdrellezde.
Günler hızla akıp geçiyor en son yaşadığım mercan atağından sonra sakin bir 2 hafta geçirdim. Telefonumun pili bitmişti, kız kardeşim yeni telefon aldı ve eskisini bana verdi böylece telefon ihtiyacım kalmadı. Aylar geçtikçe alışveriş yapmanın hiç de gerekli olmadığını görüyorum sanırım bir yıl bittikten sonra da çok sınırlı alışveriş yapacağım.
Geçen hafta eşya kütüphanesi diye bir projeyle karşılaştım, paylaşmak istedikleriniz ve talep ettikleriniz bölümleri var, ya ihtiyacınız olanı alıyorsunuz ya da fazla ve paylaşabildiklerinizi veriyorsunuz. Bazı ürünleri ortak kullanıma açıyorsunuz; mesela kitaplar, matkap vs gibi ev araç gereçleri gibi. İsteyen kullanıp geri veriyor , bazı ürünler de tamamen el değiştiryor. Bu tür oluşumlar görmek beni mutlu ediyor, gitgide alışveriş yapmaya daha az ihtiyaç duyuyoruz.
Bir de itirafım olacak. Hiç farketmeden yaptığım birşey; okulun kooperatifinden bahsetmiştim daha önce ordan her hafta süt alıyorum yoğurt yapmak için, gitmişken ceviz, kuru domates ve zeytinyağlı sabun aldım. Sabun almam gerekenler arasında, evde bu yılı çıkartacak sabun var ama artık kooperatiften alıyorum diye mi, 3 lira diye mi, orda satılan herşeyi yiyecek olarak gördüğümden mi nedir aldım işte. Çok pişman olmadım en azından ekolojik ucuz bir ürün aldım para üreticiye gitti.
Hıdrellezde herkes dilediklerine kavuşsun diyerek bitiriyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













